Hippi Felsefesi

Hippi FelsefesiHippilerin “beat” hareketinden esinlendiğini söyleyebiliriz. 1950’lerde ortaya çıkan beat hareketi savunucularının çoğunluğunu edebi sanatçı çevre oluşturuyordu. Genel olarak kişisel kurtuluşun, arınmışlığın toplumsal sorunlarla ilgilenmemekten, geleneksel yapıya karşı çıkmaktan, özgürlüğün uyuşturucu, caz müzik ve cinselliğin doyasıya yaşanmasıyla ortaya çıkacağın savundular beatnikler.

1960’larda kendilerini göstermeye başlayan hippilerin büyükçoğunluğunu ise ergenlik çağındaki gençler ve genç yetişkinler oluşturuyordu. O yılların yani 1960 ve 1979’li yılların politik oyunlarından sıkılan bu gençler özgürlüğün nasıl gerçekten tadılabileceğine ilişkin fikirler üretmeye başladılar. Amerika’da ortaya çıkan hippi akımı her şeye karşı bir reddediş içinde olmaları dadaizmi hatırlatabilir fakat hippilerin asıl felsefesi özgürlük arayışlarından geçer. Özgürlüğün ise insanın kendi özünde var olduğuna inanırlar. Bu açıdan ancak kendine sınır koymayan insan özgürlüğe ulaşabilir.

Çiçek Çocuklar” olarak anılan hippiler 1960’larda görülmeye başlasa da hippi kelimesini ilk olarak San Fransiscolu bir gazeteci olan Michael Fallon tarafından kullanılmıştır.Yayınladığı yazının genelinde beatniklerin yeni nesli olarak nitelendirilen hippilerin arayışı aşk, sevgi, barış ve özgürlük üzerineydi.

Sınırların konulmadığı ve sevgiyle yoğurulan bir yaşamın mutluluğa eriştirebileceğine inanılması cinselliğin doyasıya yaşanması, müziğin hayatlarında önemli bir yer kaplamasını ve insanı sınırlandıran giyim tarzlarından uzak durmaları dahası beslenmeleriyle bile canlıları olabildiğince koruyan vejeteryan bir yapının olması hippilerin genel bakış açılarının yaşam tarzlarına yansımasıdır. Hiçbir şeye ait olmamaktır hippiliğin özü. Gidebildiğin kadar gitmek, sınırsızca yaşayabildiğin kadar yaşamaktır kısaca.

Böylesine insanın özüne işleyen bir yaşam felsefesinin giyimlerine de yansıması kaçınılmaz haliyle fakat günümüzde durum biraz daha farklı bir hal aldı. Hippi felsefesinden bihaber hippi giyim tarzıyla ortalıkta dolaşan tipleri görmeye başladık. Saç bantları, renkli ve salaş elbiseler, kıyafet aksesuarları, sütyen takmayan kızlarımız, saçaklı çantalar ve dahası…

Bir bakıma pasif bir direniş sergileyen hippiler giyim tarzlarıyla da hala günümüzde etkisini sürdürüyor. Temel felsefelerinden hareketle genelde ikinci el giyinen o eski hippiler kalmadı tabi. Felsefesini değil ama görünümlerinin birhayli iyi benimsendiği aşikar. Günümüzün şartlarında hippi felsefesinin yaşatılamayacağı da aşikar. Siz istemeseniz de sistem sizi kendine dahil ediyor ve ebeveynler çocukları ister istemez doyumsuz olarak yetiştiriyor. Bir başkaldırış çoğu ergeni cezbetse de hiçbiri toplayıcıkla beslenip paranın o cazibesine kapılmadan hayatını devam ettiremiyor tabiki ve çoğu insan bunun farkında: hippilik öyle kolay bir yaşam felsefesi değil. Alice Cooper’ın da dediği gibi “Hippiler barış ve sevgi istedi… Biz ise Ferrariler, sarışınlar ve sert içkiler

Paylaş...Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir