Mutluluk Yönlendirdiğin Hayattır

Mutluluk Yönlendirdiğin HayattırYaşadıkça yaşlandığımız söylenir. Peki nedir yaşlanmanın birimi? Zaman mı? Yoksa yaşadıklarımız mı? kimileri ruhun yaşlanmayacağına inanır, yaşlananın beden olduğuna ruhun hep genç kaldığına. Oysa herkes için öyle midir?

Yaşadıkça ömrümüzü eksiltsek de yaşadıklarımızdan yanımıza çok şey kalıyor şüphesiz. Tecrübelerimiz… Çocukluktaki hayallerimiz yıllar geçtikçe bakıyoruz ki tecrübelerimizle kimi zaman şekillenmiş kimi zaman yok olmuş. Umutlarımız, beklentilerimiz hayatımıza yön verirken zamanla bir bakmışız yaşadıklarımız, edindiğimiz tecrübelerimiz umut ve beklenilerimize şekil vermiş.

Hayatımızı şekillendirebilmek bir yol haritası çıkartabilmek için didinip dururuz. Bazı zaman her şey kendi elimizdeymişçesine yaşadıklarımızın faturasını kendimize çıkartırız, bazen de kendimizi işin içinden sıyırıp oku hayatın kendisine veya çevremizdekiler çeviririz.

Kartopu gibiyiz oysa, yaşadıkça büyüyen, güçlenen ve bir okadar da dağılan. Freud kişiliğin 6 yaşında oturmuş olduğunu söyler ama biz kimlik bunalımımızı ölene kadar atlatamayız. Ben kimim, neyim, ne istiyorum soruları arasında bir bakmışız yıllar geçmiş ömür bitmiş. Doğruluğu, yanlışlığı, insana kattığı veya götürdükleri tartışılır fakat kabullenişlerden fazla sorgulayışlarımız olur bu hayatta. Kimilerinin sorgulayışları hesap soruşlarıyla hep kendiyledir çünkü kendi gücüne inananlardır bunlar, potansiyeli kendinde görüp başarının da başarısızlığın da nedenlerini salt kendine bağlayanlardır.

Hayat umutlarla, hayallerle başladığımız kimi zaman sevinçlerimizi kimi zaman düşkırıklıklarımızı yaşadığımız, her düşüşte yepyeni bir ben yarattığımız kişiliğimizin aynasıdır. Anlamlandırmaya bir ömür harcayıp çabaladığımız hayat kimi zaman cennetimiz kimi zaman cehennemize dönüşmüştür.

Hayatın anlamı nedir?” felsefenin temel sorusu. Cevabı zordan ziyade tarifi mümkün olmayan bir sorudur bu ve çoğu felsefeciye göre ölümle son bulur. Diyalekik düşünceden yararlanacak olursak yaşam ve ölüm aynı şeyin değişik yüzleri, yani bir bütünün parçalarıdır. İşte bu sorular silsilesinin yarattığı izdüşümleridir hayat felsefemiz.

Sorgulamanın hiç bitmediği yaşantımızda tanımlarımız kendimiz yaratırız. Hayatın anlamı nedir sorusu evrensellikten ziyade kişisel olduğu için cevaplanamaz. Nedir hayatımın anlamı diye sorarsam cevap bulabiliriz ancak. İşte o zaman ne koyarsam hayatımın ortasına işte odur benim hayatımın anlamı. Tek bir cevabım da olmaz böylece soruya. Kısacası ben ne istersem o olur hayatımın anlamı. Mutluluğun da anahtarı budur işte: sınırlarını kendin çizebildiğin, anlamını kendin verebildiğin hayat.

Paylaş...Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir