Nedir bu AŞK dedikleri

Nedir bu AŞK dedikleriNasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır” demiş Tolstoy. Aşk… Belki de insanın en çok anlamlandırmaya çalıştığı soyutluğun en uç kavramı. Tanımına ünlü düşünürlerin, şairlerin, politikacıların, doktorların kısacası bütün insanlığın kafa yorduğu kavram. Aşk üzerine söylenenler gittikçe genişleyedursun ne söyleyen tamamdır aşk bu işte ne de dinleyenler eve işte aşk bu diyebilmiştir. Aşkın gözle değil ruhla görülebileceğini söylemiş W.Shakespeare. Öyleyse gözle görülmeyen bir şeyin tasviri mümkün müdür?

Her ne kadar gerçek aşkı bulamadık diye çırpınıp dursa da insanların hepsi hissetmiştir o karın ağrısını. Ben kavramlara anlam yükledikçe anlamsızlaştığına inanırım. Yüklenilen anlamlar beklentileri arttırır ve kavramı özünden uzaklaştırır. Yüzbinlerce farklı anlamı olduğuna katılıyorum ama çok az kişinin erişebildiği ve sadece tek bir kez yaşanılan bir duygu olduğu düşüncesinin yakınından bile geçmiyorum.

Evet aşkın anlamı geniştir fakat aşkta derinlik aramak gereksizdir. Şöyledir aşk böyledir aşk diyerek göklere çıkartıp arayıp bulmaya çalıştık yüzyıllarca. Harcadığımız zaman israfını geçelim insan israfına doğru sürükler bu arayış bizleri. Bu kadar kafa yorulan, göklere çıkartılan, duyguların en yücesi dediğimiz aşk nice insanı harcatır bize. Çünkü her şey yolundaysa güzelliklerin farkına varamayız. Kötü duygular, çirkinlikler olacak ki güzelliğin farkına varılabilsin. Oysa derecesi değişmez aşkın. Başka duygularla karıştırırız aşkı hiç gereği yokken. Aşk başlı başına apayrı bir duygu fakat başka duyguların can verebildiği bir duygudur orası doğru. Çünkü eğer aşıksan anneye yazılmış satırları bile aşk sözcükleri olarak algılayabilirsin. Kelimeler öyle tuhaftır ki duygularının karışımıyla şekillenirler. Kime, neye yazılmış olursa olsun, kendinden bir parça bulursun.

Aşk… tek başına olamayan bir duygu. İlla beslenmek ister başka duygularla. Şevkat, nefret, pişmanlık, kıskançlık, kuşku, tutku, öfke ve dahası. En az birini ister yanında. Tek başına olması imkansız ama güzeldir aşk hiçbir duyguyla karıştırılmamışken. Ben en kötü duyguların aşkın insanlardaki şiddetini arttırdığına inananlardanım. Tıpkı Mevlana gibi.

Bir aşkı başka bir aşk söndürebilir. Aşkta ne yükseklik , ne alçaklık, ne de akıllılık ve akılsızlık vardır. Hafızlık, şeyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, aşağılık ve rintlik vardır.insanın toprağını aşk şebnemi ile yoğurdukları için alemde yüzlerce fitne ve kargaşalık peyda olur. Aşkın yüzlerce neşteri, ruhun damarlarına sokuldu ve oradan gönül adı verilen ir damla aldı… aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır ne de ucu bucağı.

Paylaş...Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir