Yaşamak Zor

Yaşamak ZorYaşamın tanımından mıdır nedir bilmiyorum ama, yaşamak zor bu devirde arkadaş. Geçmiş dönemler ile ilgili bir fikrim yok. Eskiden daha zormuş diyorlar ama ben kendi içinde bulunduğum durumu bilirim başka da bir şey bilmem. Bu çağda hayatta kalmak çok zor diyorum başka da bir şey diyemiyorum. Yaşamaktan kastımın biyolojik faaliyetlerini yerine getirebilmek olarak algılarsanız biraz yanılabilirsiniz. Tamam o özellikler de zor bu dönemde fakat benim asıl bahsettiğim insan gibi yaşamak olabilir.

Evet, sorunumuz insan gibi yaşamak! Yetiştiğimiz çevrenin bizlere verdiği özelliklere göre kişilik ve karakterlerimizi şekillenir. En iyi olanın ne olduğunu genellikle çevremizden öğreniriz. Zengin olmanın iyi bir şey olduğunu çocukken istediğimiz bir şey alınmadığında anlarız. Çocukken zengin ile fakir arasındaki farkı anlıyoruz. Oyuncakların fazlalığı ve kalitesi, kıyafetlerin özellikleri, bisiklet sahibi olanlar… Bu gibi kıstaslar zengin olmanın yada ekonomik durumun iyi olmasının önemli olduğunu çocukluktan yerleştirmişti zihinlerimize.

Hayat mücadelesinde iyi bir yerlere gelebilmek ve kendimizi mutlu hissedebilmek için bir maratonun içerisinde bulduk kendimizi. Yeni yeni bilgiler öğrenerek dünya ve hayat ile ilgili çok şaşkınlıklar yaşadık. Bu da okullarda meydana geldi. Hepimize bir yarışın içerisinde olduğu aşılandı. Fakat çocukluk ve gençliğin verdiği heyecan ile çoğumuz bunun dikkate almadık. Bana göre iyi ettik. Gezdik, tozduk, hayatı her rengiyle yaşamaya çalıştık çocukça ve heyecanlı kalplerimizle. Biz dünyaya o zamanlar da safça bakar ve dünyanın da bir o kadar saf olduğuna inanırdık. Örneğin insanların ikiyüzlü olduğunu zamanla öğrendik. Daha iyi yerlere gelebilmek için başkalarının hakkını gasp etmenin ne kadar önemli olduğunu sonradan zamanla öğrendik. Hakkı gasp edilenler bir süre sonra kendileri de gasp etmeye başladılar. Artık kime güvenileceğini kimse bilmiyor.

İş sahibi olduk ama sanki birilerine köle olduk. İnsanca yaşamak dediğimiz günümüz koşullarında daha iyi yaşadıklarını düşündüklerimiz gibi yaşamak istedik. Kendimize zaman ayırmak, eğlenmek ve mutlu olmayı istemek neden yanlış olsun? Başkalarının mutlu olabilmesi için daha kötü şartlar altında neden yaşayalım. Zenginlerin e mutluların var olabilmeleri için fakir ve mutsuz insanların var olması gerekliliğine neden karşı gelmeyelim. Bazılarımız için oldukça kolay olan yaşamak bazılarımıza o kadar zor geliyor ki, sadece karnını doyurabilmek için didinen insanları nasıl düşünmem.

Tüm bu insani yaşam fikirlerini düşünmemem için vahşi yaşam kuralları içerisinde yaşadığımı düşünmem lazım. Ve çoğu zaman vahşi bir doğanın içinde buluyorum kendimi. Günümüz insan yaşamı ile vahşi doğadaki hayvanlar arasında büyük benzerlikler var. Fakat çok çarpıcı bir fark var ki o da hayvanların sadece hayatta kalabilmek için avlandığıdır. İnsanlar ise hayatta kalabilmenin de ötesinde binlerce insanın mutlu olabileceği paranın da ötesinde kazanç sağlamak için zayıfları ezmektedir. Hayvanlar doğada bir denge oluştururken, insanlar doğayı mahvetmektedirler.

Sağlıklı beslenmek, kültürel aktivitelerde bulunmak, kitap okumak, müzik dinlemek, sinemaya gitmek, gezmek ve daha birçok aktiviteyi yapmak herkesin hakkıdır. Bunların çoğu bugünün şartlarında büyük bir kesim için ulaşılamaz. Çünkü o kesimin bunlardan daha önemli öncelikleri var, karınlarını doyurmak gibi, yani hayatta kalmak.

Paylaş...Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir